Hukuki Makaleler

Avukatlarımızdan hukuki konular hakkında makaleler.

Yakın zamanlı makaleler
01.07.2012 tarihi itibari ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile gerek işçi gerekse işveren tarafını yakından ilgilendiren bir çelişki tamamen giderilmiş bulunmaktadır 01.07.2012 tarihinden önce işverenin işçiden aldığı “ tüm hak ve alacaklarımı aldım”  tarzından bir ibraname, işçiyi ve vekilini mahkemelerde fazlasıyla çaresiz bırakmakta idi. Eski uygulama da ibraname de miktar yazıyor ise ibraname makbuz niteliğinde, miktar yazmıyor ise de  tüm hak ve alacaklarımı aldım yazıyor ise tam anlamıyla geçerli bir ibraname sayılıyor idi. Söz  konusu olay her ne kadar işverenler tarafından kötü niyetli olarak kullanıldığı bilindiği halde mahkemeler bu ibranameyi geçerli sayıyorlar idi. Ancak  şimdi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420. maddesi ile akla ve mantığa yatmayan bu uygulama son buldu. Şöyle ki;   a)Artık Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. b)Bir diğer önemli nokta işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş...
Nedir Bu Genel Sağlık Sigortası, SGK Değişiyor mu? Toplumumuzun gündeminde ve basında çok fazla yer alan yeşil kart kalktı gibi haberlere konu olan şey aslında 28 Aralık 2011 tarihinde Genel Sağlık Sigortası Gelir Tespiti ve Tescil İşlemleri Yönetmeliğidir. Yönetmelik ile Genel Sağlık Sigortası (GSS) 1 Ocak 2012  tarihinden itibaren başladı Peki nedir bu toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren genel sağlık sigortası ? 01 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunun 60. maddesinde kimlerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında olduğu detaylarıyla anlatılmıştır; Genel sağlık sigortası sisteminin en önemli hususlarından biri kapsadığı toplum kesimlerinin büyük ölçüde genişletilmiş olmasıdır. Sağlık sigortası sisteminin dışında kimsenin kalmaması sağlanmaya çalışılmıştır. Eskiden sadece zorunlu sigortaya tabi insanların ödedikleri hastalık sigortası primleri ile yararlandıkları sağlık hizmetlerinden, artık genel sağlık sigortası primi ile yararlanmaya devam edilecektir. Yine önceki sistemde sadece zorunlu sigortaya tabi kimselerin sağlık sigortası sisteminden yararlanması sağlanmakta iken yeni sistem ile özel sağlık sigortası sisteminde olduğu gibi, işsiz bir...
Türkiye'nin 2011 – 2013 Kayıt Dışı Eylem Planı 2023 Hedefli Türkiye'nin 2011–2013 Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planını Biliyor Musunuz? Türkiye ekonomisini milyarlarca liralık zarara uğratan Sadece sigara ve akaryakıtta 5 milyar liralık kaybın oluştuğu kayıt dışına 47 farklı yöntemle çözüm getiren “(2011–2013)Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem planı bu haftaki yazımın konusu Kayıt Dışı Ekonomi, Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen ya da geçirilemeyen ve bu sebeple de denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Buna göre, bazı kayıt dışı ekonomik faaliyetler yasa dışı faaliyetler olduğu halde, bazıları ise yasaklanmamış bir faaliyetin bilinçli olarak kayıtlara geçirilmemesi, dolayısıyla vergilendirilmemesi şeklinde meydana gelmektedir. Bu çerçevede, yasaklanmamış faaliyetlerden olup, bilinçli olarak kayıt dışına çıkarılan işlemler ve bu işlemler dolayısıyla meydana gelen vergi kayıp ve kaçağı önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetlerin kayıt altına alınarak vergi toplanması ve bu ekonomik büyüklüğün vergi, istihdam ve milli gelir boyutlarıyla da kavranmasına yönelik olarak hazırlanan “(2011–2013)Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem planın da hazırlanan 47 eylem,  Şu 5 amaç çerçevesinde belirlenmiştir....
Girişimcinin Şirket Borçlarında Devlete Sorumluluğu Nelerdir? Birçok şirketin vergi borcunu ödeyememesi üzerine şirket ortakları hakkında takibat yapıldığını duymuşuzdur. Ancak; şirket vergi borcundan dolayı takibat yapılabilmesini yasalar belli koşullara bağlanmış bulunmaktadır. Şirket ortağı, şirket müdürü; ,yönetim kurulu üyesi, genel müdür vb. şirketi temsil ve ilzam yetkisinden sonra kanuni temsilci olarak şirketin tüm borçlarına mal varlığı ile sorumlu bulunmaktadır.Bu konuda şirket ortağı ya da kanuni temsilcisi olarak sorumluluklarımızı bilerek hareket etmek önem arz etmektedir. Ortakların sorumluluğu; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 35'inci maddesinde belirtildiği üzere limitet şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur şeklinde tanımlanmıştır. Konu Türk Ticaret Kanunu'na göre ise;Anonim ve Limitet şirketlerde ortaklarının şirkete koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Yani ortaklar, şirketin borçlarından dolayı...
Girişimcinin Devlete Karşı Sorumlulukları Ne Zaman Bitiyor? Bir önceki bölümde kısaca firmanın tasfiyeye girmesi,kapanması ile ilgili anlatımlarımız da kısaca bu konuya değinmiştik, fakat konunun önemi ve yaşadığım tecrübelerde  firma sahipleri,ortaklarının tasfiye kararı almakla şirketten kurtulduklarını düşünüp sonradan birçok cezai işlemle karşılaştıklarını çok gördüğüm için bu bölümü ek olarak koydum. Şirket tasfiyeye girdi ise tüm ortakların tasfiye sonuçlanıp tüm kapanışlar yapılıncaya kadar süreçleri takip etmelerinde kendileri açısından fayda vardır.Şirketlerin herhangi bir nedenle tasfiye edilmeleri ve bu yolla hukuki kişiliklerinin sona ermesi, doğmuş ve doğacak amme borçları açısından Hazine zararına neden olabilir mi? Konu, bir yandan Türk Ticaret Kanunu ve diğer taraftan vergi hukuku açısından yöneticilerin kamu alacağının vadesinde ödenmemesinden ileri gelen sorumluluklarını ve yükümlülüklerini ilgilendirmektedir. Çünkü, daha son zamana kadar, amme borcuna batık şirketler ve yöneticileri tasfiyeyi kurtuluş aracı olarak görmüşler ve var olan hukuk boşluğundan faydalanarak, takipten kaçınma fırsatı bulmuşlardı.Ancak, Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan son değişiklik, tasfiye sonrasında yöneticilerin, ortakların ve tasfiye memurlarının varlığından tahsilat imkanını açmış ve...
Girişimci Kötü Giden İşletmesini Nasıl Kapatacak? Piyasa ekonomisinin hakim olduğu ülkelerde, isletmeler kıyasıya bir rekabet ortamı içindedirler. Ömürleri sonsuz olarak kabul edilen isletmeler çeşitli nedenlerin ve giderek artan rekabetin etkisiyle zaman zaman başarısızlığa düşmektedirler. Başarısız isletmeler ise iflas etmekte, tasfiyeye gitmek zorunda kalmaktadırlar. Temel amacı kar elde etmek olan ve ömürleri sonsuz olarak kabul edilen işletmelerde meydana gelen başarısızlıklar istenmeyen durumlardır. İşletmelerin büyük çoğunluğu, kurulduktan sonra ilk bir yada iki yıl içerisinde başarısızlığa uğrarlar. Diğer isletmeler ise büyür ve gelişirler. Fakat bu büyüme ve gelişme onlarında başarısızlığa düşmeyeceği anlamına gelmez. Biz bu bölümde şahıs işletmeleri ve şirketler açısından kapanış işlemlerini özetleyecek olursak şahıs işletmelerinde kapanış tasfiye işlemleriTicari faaliyetinize başlarken veya sonlandırırken açılış ve kapanışı en kolay olan işletme türü şahıs işletmeleridir. İşletmenin yaptığı iş çalışma alanı gibi birçok unsur önem arz etmesine rağmen biz genel kural dâhilin de bir şahıs işletmesinin kapanış süreçlerini anlatacağım. Öncelikle kapanış tarihinizden itibaren 10 gün içinde, bağlı bulunduğunuz vergi dairesine işi bırakma...

- Yazar: Tarih: Konu: Diğer Konular
TANIMA TENFİZ DAVALARI Türk vatandaşlarının yurtdışındaki boşanma durumlarını Türkiye’de nüfusta geçerli hale getiren davalara tanıma tenfiz davaları denmektedir. Önceden Türk vatandaşı olup, vatandaşlık değiştirdikten sonra boşanan kişilerin de Türkiye’de tanıma tenfiz davası açmaları faydalarınadır.  Vatandaşlık değiştirmeden önce boşanan kişilerin, tanıma tenfiz davasını Türkiye’de bitirdikten sonra diğer vatandaşlığa geçmeleri en idealidir. Yabancı Mahkemelerce verilen boşanma kararlarının Türkiyede tanınması-tenfizi mümkündür. Bununla birlikte tanıma ve tenfiz davaları usuli davalardandır ve bu dava için gerekli tüm gerekli evrakların eksiksiz ve hatasız bir şekilde toplanmasından ve bizzat ya da yetkili avukata iletilmesinden itibaren kısa sürede tamamlanır. Yurtdışındaki boşanmanın hemen ardından Türkiye’deki tanıma tenfiz davasının  açılması, boşanmış eşlere fayda sağlar. Genellikle yurtdışında boşanan kişiler, tanıma tenfiz davasını önceden bilmedikleri için; ancak tekrar evlenmek istediklerinde ya da miras ile ilgili bir problem doğduğunda, tanima tenfiz davaları hakkında bilgi sahibi olmaktadırlar. Ancak aradan zaman geçtikçe, tanıma tenfiz davasını açmak için gerekli olan evrakları toparlamak ve eski eşe ulaşmak zorlaşmaktadır. Bu da tanıma...

- Yazar: Tarih: Konu: Diğer Konular
EŞİN MİRASÇILIĞI Eş, kan hısımlığına dayanan bir mirasçı değildir. Ancak eşin mirasçılığının farklı yönü, farklı yakınlıktaki mirasçılarla oluşturduğu gruplarda (bunlara zümre denir) farklı nispetlerde miras payı almasıdır. Zümre prensibi, miras hukukunun temelinin oluşturur. Kısaca açıklarsak, yalnızca altsoy 1. zümreyi; üstsoy ve kardeşler 2.zümreyi; yansoy ve kuzenler de 3. zümreyi oluşturur. Ancak altsoy esas mirasçıdır ve altsoy yoksa miras, diğer zümreye geçer. Sağ olan eş her zümrede mirasçı olabilmektedir. Hatta tek başına da mirasçı olabilmektedir. 1.    Eş, miras bırakanın çocuklarıyla beraber mirasçı olduğunda miras payı, tüm mirasın ¼’ü olmaktadır. 2.    Eş, miras bırakanın anne-babasıyla beraber mirasçı olduğunda miras payı ½ olmaktadır. 3.    Eş, miras bırakanın yansoy ve kuzenleriyle beraber mirasçı olduğunda ise miras payı terekenin ¾’ü olmaktadır. Ancak burada bir kural vardır. Şöyle ki; eşin mirasçı olması durumunda miras bırakanın yalnızca hala, amca, dayı ve teyzesi mirasçı olabilecektir. Onların altsoyu olan kuzenlerin mirasçılığı ise eşin varlığı halinde son bulacaktır. Eşin mirasçılığı boşanma kararının kesinleşmesiyle...

- Yazar: Tarih: Konu: Diğer Konular
EVLATLIĞIN MİRASÇILIĞI VE SONUÇLARI Mirasçılık aslen kan hısımlığından gelen bir vasıftır. Ancak kan hısmı olmayıp da mirasçı olabilen kişiler evlatlık ve onun altsoyudur. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısmı yani onun gerçek evladıymış gibi mirasçı olurlar. Bu mirasçılık, gerçek evladın mirasçılığından farklı değildir. Yani evlatlık, miras bırakanın altsoyu ile aynı hak ve yetkilere sahip olur. Evlatlığın mirasçılığı aynı zamanda kendi anne ve babasından da devam eder. Böylelikle hem evlat edinene hem de öz anne – babasına mirasçı olabilmektedir. Evlatlık yalnızca kendisini evlat edinen kişinin mirasçısı olabilir. Onun eşinin veyahut başka bir akrabasının mirasçısı olamaz. Bu onu diğer kan hısımlığına dayanan mirasçılıktan ayıran bir özelliktir. Evlatlığın, kendisini evlat edinenden önce vefat ettiğini varsayarsak da evlat edinen evlatlığın mirasçısı olamaz. Bu halde evlatlık tek taraflı mirasçılık getirir. Yani evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamayacaktır....
3. Girişimcinin Sosyal Güvenlik Kurumlarına Karşı Sorumluluk Ve Görevleri Nelerdir? Girişimcinin ticari faaliyetine başlayabilmesi için bir takım sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar kurumlar bazında şöyle sıralayabiliriz; Maliyeye(Vergi Dairesine) Karşı sorumluluklar,  S.S.K ya karşı sorumluluklar(sosyal güvenlik kurumuna devredilen),Bölge Çalışma Müdürlüğüne Karşı sorumluluklar, Bağ-Kur a Karşı sorumluluklar(sosyal güvenlik kurumuna devredilen) ,Diğer Kurum ve Kuruluşlara Karşı Sorumluluklar. Girişimcinin sorumluluklarından Vergi idaresine karşı olanları bundan önceki bölümde açıkladık bu bölümde SGK (sosyal güvenlik kurumlarına )karşı sorumluluklarımızı anlatacağız Girişimci işletmesinde sigortalı personel çalıştırma düşüncesi ile birlikte karşısına farklı sorumluluk ve yükümlülükler çıkmakta burada aşağıda soracağımız soru ile bu konuda bilmemiz ve dikkat etmemiz gereken hususları açıklayalım. Girişimci İş hukukunda neleri bilmeli? İşletmenizde personel çalıştıracaksanız İşletmenizin bağlı olduğu Sigorta müdürlüğüne işçi çalıştırmadan önce işyeri dosyası açtırıp ve işyeri numarası alınması gerekir SSK il müdürlüğüne işyerini işe başlamadan ve işçi çalıştırmaya başlamadan önce bildirmediğiniz takdirde idari para cezası ödemek zorunda kalırsınız. İşletmeye işçi alınacağı hallerde çalışmaya başlamadan en az bir gün önce Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi SSK il müdürlüğüne...

- Yazar: Tarih: Konu: Diğer Konular
Girişimcinin Vergi Ödevleri Nelerdir? Bu bölüme başlamadan önce girişimcinin ticarete başladığı andan itibaren hayatına giren bir kavramı Vergi nedir’i ? Önce tanımlamamız gerektiği kanaatindeyim Vergi Kısaca devletin ticari faaliyet yapan herkese yüklediği ekonomik yükümlülük, olarak açıklanabilir. Devletin bizlere yani vatandaşlara yüklediği bu ekonomik yükümlülüğün asıl işlevi, devlet harcamalarını karşılayarak yol, su, elektrik, sağlık gibi altyapı hizmetlerini sağlayabilmektir. Bu bölümde kendi adına işletme kuran ve şirket olarak işletme kuran girişimcinin vergisel sorumluluklarını kısaca anlatmaya çalışacağız. Gerçek kişiler; vergi yasalarının tanıdığı hakları kullanırlar ve yüklediği yükümlülükleri yerine getirmekten sorumlu olurlar. Vergisel açıdan kendi adımıza kuracağımız işletme gerçek kişi işletmesidir. Tüzel kişiler; Kamu hukukunda “Tüzel kişiler bir ortak amaç etrafında birleşme ya da mal topluluklarıdır.” Şeklinde tanımlanmıştır Ya gerçek kişilerden ya da gerçek kişilerle birlikte tüzel kişilerden oluşan topluluklardır. Tüzel kişilerin en önemli özellikleri, kendilerini oluşturan kişilerden ayrı, bağımsız kişiliklerinin olmasıdır onlarda gerçek kişiler gibi yasaların kendilerine tanıdığı haklara sahiptirler ve bu hakları kullanmada ehildirler. Bu nedenle yasaların...
Girişimci Ticarete Başlarken Ne Tür Bir İşletme Kurmalı? Yurdumuzda girişimcilik ve yöneticilik niteliklerine sahip insanların potansiyel girişimcilerin teşvik edilerek ekonomik arenaya girmelerinin sağlanması gerektiğini, ayrıca mevcut küçük ve orta ölçekli işletme, sahiplerinin girişimcilik ve yöneticilik konularında eğitilmesi ve kendilerini yetiştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Eğitimin her alanda olduğu gibi girişimci içinde çok önemli olduğuna sanırım katılmayanımız olmaz girişimci için girişim ruhu, fikri kadar faaliyet alanı ve yasal sorumluluklarının da çok önemli olduğunu biliyoruz. İşletmelerdeki sorunların aşılması ancak bilgili, tecrübeli yöneticilere sahip olan işletmeler için geçerli olacaktır. Bundan sonra bu köşede her 15 günde bir girişimcilerimize rehber olacak yazılarımı sizlerle paylaşacağım ilk konumuz girişimci ne tür bir işletme ile ticarete başlamalı? Sorunun cevabını bu yazımızda bulabilirsiniz. Girişimci ticarete ilk adımını attığı an karşısına kuracağı işletmenin türü çıkmaktadır. Ben uzun uzadıya bu konuyu anlatmayacağım fakat girişimcinin hemen faaliyete başlaması ile kurabileceği şahıs işletmesi ve şirketler konusunda kısaca bilgi vereceğim. Ticarete şahıs işletmesi kurarak başlayabilirsiniz şahıs işletmesi tek girişimci tarafından oluşturulmuş işletmelere denir. Şahıs...
Şirketinizin Faturaları Kaybolursa Ne Yapacaksınız? Bu haftaki makalemin konusunu danışmanlık yapmış olduğumuz bir firmanın yaşadığı ticaretle uğraşan herkesin karşılaşabileceği bir konu ile ilgili satış için bir şehre giden şirket aracında bulunan şirkete ait bir koçan fatura kaybolmuş gelen soru ne yapacağız? Türk ticaret kanununa göre de, vergi kanunlarımıza göre de fatura saklanması zorunlu belgelerden biridir kaybolması halinde kaybolmanın sebebi Vergi Usul Kanunumuzda belirtilen “ mücbir sebeplerden(yangın,deprem,sel gibi) her hangi biri sebebi ile ise bu durum tevsik ve ispat olunursa İtfaiye, Emniyet ve vergi dairesi yoklama memurlarınca tutanaklar tutulduktan sonra  mahkemeye başvurularak zayi tespit davası açılmalıdır mahkemenin kararı doğrultusunda alınan zayi belgesi ile vergi dairesine müracaat mükellefi sorumluluktan koruyacaktır. Fakat yukarda bahsettiğimiz gibi mücbir bir sebep dolayısı ile belgeler kaybolmamış ise durum biraz farklıdır böyle bir durum ile karşılaştığınızda yapmanız gereken öncelikle Söz konusu kaybolma durumunu düzenlenecek bir tutanakla tespit emek olmalıdır. Bu tutanakta; kaybolan belgelere ilişkin gazete ilanının verileceği, mahkeme tespiti ve vergi dairesine bildirim konularına...
Bu mesajda son yorum - Tüm yorumları göster
  • kan
    kan Diyor #
    benim işyerime ait faturanın son yapragının birinci sayfasının olmadıgını gördüm matbacı benimle ilgili degil dedi.gazete ilanı ve
Değişen Türk Ticaret Kanunu Şirketlerimize Neler Getirdi? 1956 yılından beri yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunumuz (Bundan böyle “TTK” olarak kısaltacağım) Yıllar süren mesai sonucunda 6102 sayılı kanun olarak 14.02.2011 Tarihinde Resmi Gazetede yayınlandı. Yeni Türk Ticaret Kanunumuz; Taşıma işleri, Ticari işletme, Ticaret Şirketleri, Kıymetli Evrak, Deniz Ticareti ve Sigorta Hukuku diye 6 kitaptan oluşmuştur. Daha sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olan yeni TTK numuz 1535 maddeden oluşmaktadır. Yapılan değişiklikler ticaretle uğraşan herkesi ilgilendiren bir konu olduğu için yeni TTK’ numuzun Değişen ticaret şirketleri ile ilgili bölümünü çok ayrıntıya girmeden genel hatları fakat önemli maddelerini açıklayarak anlatacağım. Ne zaman uygulamaya girecek? Genel anlamda 01.07.2012’de yürürlüğe girecektir. Ancak yeni kanunun kapsadığı bazı maddelerinin uygulama tarihleri farklılık arz ediyor olacak bunlar neler midir? Türkiye Denetim Standartlarının belirlenmesi ve denetçilerin denetimi ile ilgili yönetmeliklerin hazırlanmasına yönelik Maddesi Yasanın yayım tarihi olan 14.02.2011,tarihinde uygulamaya girdi Her sermaye şirketine bir internet sitesi açma veya internet sitesi zaten mevcutsa, internet sitesinde yayımlanması zorunlu hükümleri...
Depremde Yapılan Yardımların  Durumu Ve Mücbir Sebep Van'da meydana gelen yıkıcı depremin ardından devlet; zarar gören esnaf, sanatkar ve işletmeler için harekete geçti. Van’da meydana gelen deprem felaketi sosyal ve ticari hayatı olumsuz yönde etkilemiş ve büyük ölçüde maddi ve manevi zarara yol açmıştır. Maliye Bakanlığının 24.10.2011 tarihinde yaptığı açıklama ile Van ilinin tamamında, Bitlis ilinin bazı bölgelerinde vergi uygulamaları bakımından mücbir sebep hali ilan etmiştir. Bez bu yazımızda vergi kanunlarımız açısından mücbir sebep ne demektir’i açıklayıp, Van depremi dolayısı ile vergi mükellefleri tarafından yapılacak yardımların vergi kanunları karşısındaki durumunu açıklayacağım. Mücbir Sebep Nedir? Mükellef veya sorumlunun iradesi dışında, vergi ödevlerinin süresinde yerine getirilmesine engel olan nedenlere "mücbir sebepler" denilmektedir. Vergi Usul Kanununda düzenlenen bu müessese ile elinde olmayan nedenlerle vergi ödevlerini yerine getiremeyen  iyi niyetli mükellef ve vergi sorumluları korunmuş olmaktadır. VUK' nun 13’üncü maddesi uyarınca mücbir sebep halleri; Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk; Vergi ödevlerinin...
Çalınan Veya Zayi Olan Malı Gider Yaza Bilir miyiz? Danışmanlık yaptığım bir firmanın sorusu üzerine tüm şirketleri ilgilendiren bir konu olduğu için Bugün ki yazımın konusu başlığından da anlaşılacağı gibi çalınan ve zayi olan malların vergisel durumu. Konuyu çalınan mallar ve zayi olan mallar açısından ayrı ayrı iki başlık altında incelemekte fayda var. ÇALINAN MALLAR İşletmenin aktifinde kayıtlı ticari mallar, demirbaşlar, menkul kıymetler, alacak senetleri ve bazı maddi olmayan haklar hırsızlığa konu olabilmekte ve işletmeden çıkabilmektedir. Bir işletmenin çalınma sonucunda uğradığı kayıplar Mevcut Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde Matrahtan İndirilecek Gider olarak kabul edilmemektedir. Çünkü hem Kurumlar Vergisi Kanununda, hem de Gelir Vergisi Kanununda Sermayede Meydana Gelen Azalmaların Zarar Sayılmayacağı hususundaki düzenlemeler bulunmaktadır. Hırsızlık; yapan kişi veya kişilerle kayba uğrayan işletme arasında hüküm ifade etmesi yanında, bu olayın sonuçlarının borçları ortadan kaldırması da mümkün olmadığından, Devlete ödenecek olan vergi borcunu azaltıcı bir unsur olarak kabulü de mümkün değildir. Dolayısıyla işletmeden çalınan mal bedelleri gider niteliğinde olmayıp hırsızlık sebebiyle meydana gelen kayıpların ancak...

- Yazar: Tarih: Konu: İş Hukuku
İşçi Ücretlerinde Zamanaşımı Kanunlarla, sözleşmelerle veya işyeri uygulamalarıyla işçilere getirilen hakların yasal sürelerde talep edilmesi gereklidir. Bu hakların belirtilen sürede istenmemesi halinde işçi açısından zaman aşımı sorunu ortaya çıkacaktır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip   sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliğini” ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Savunmanın genişletildiği itirazı ile karşılaşılmadığı sürece zaman aşımı savunmasının geç ileri sürülmesi, incelenmesine engel değildir.(T.C Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/3775 Esas, 2009/16587 Karar, 11/06/2009 tarihli karar) Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Başka bir ifadeyle, zamanaşımının başlangıcı...
Yatırımcılara Ne Tür Devlet Teşvikleri Sağlanıyor? Devlet yardımları, gelişmekte olan ülkelerde gerek iç piyasanın büyütülmesi gerekse dış piyasalarla rekabet edebilmesi yönünde yatırım oranının artırılmasında ve ihracatın yüksek seviyelere ulaşabilmesinde önemli bir yere sahiptir. Girişimciler yatırım kararı verirken kâr amacıyla hareket ederler ve yatırımın kâr sağlayacağına inanılırsa yatırım yaparlar. Aynı durum yatırımın yapılacağı bölge açısından da geçerlidir. Eğer yatırım yapılması düşünülen bölge veya saha yatırımın kârlılığını etkileyebilecek avantajlara sahipse, o bölgelere yatırım yapılması güç kazanır. Ben bu yazımda Girişimcilerin kararları üzerinde etkili olan teşvik avantajlarını çok ayrıntıya girmeden aktaracağım yatırım kararlarında etkili olan devlet teşviklerinin faydalarını şu şekilde sıralamak mümkündür; Yatırımın Maliyetini Düşürür; Yatırım indirimi, vergi, resim ve harç istisnası ile gümrük vergi ve resim muafiyeti gibi mali teşvikler yatırımın maliyetini düşürmektedir. Finansman İhtiyacını hafifletir; Düşük faizli iç ve dış yatırım kredileri, işletme kredisi, yatırım destekleme primi, teşvik primi gibi finansal nitelikli teşvikler ile finansman fonu uygulaması sayesinde yatırım ve işletme aşamasında yatırım için gerekli finansmanın sağlanmasında teşviklerle...
Spor Faaliyeti İle Uğraşan Dernekler, Kulüplerde Vergi Spor Faaliyeti İle Uğraşan Dernekler, Vakıflar Ve Kulüplerinin Kurumlar Vergisi Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi 1. Dernek veya vakıfların iktisadi işletmelerinin vergilendirilmesi Bilindiği üzere dernekler, 5253 sayılı Dernekler Kanunu, Vakıflar ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre kurulmaktadırlar. Kurumlar Vergisi Kanununun l inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmüne göre, dernek veya vakıflar tüzel kişiliği itibarıyla kurumlar vergisinin konusu dışında olup, bunlara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesine göre dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ticari, sınaî ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler kurumlar vergisi mükellefidirler. İktisadi işletmenin belirlenmesinde Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen koşullar dikkate alınacaktır. Kanun, tüm faaliyetleri tek tek...

- Yazar: Tarih: Konu: İş Hukuku
İŞ YERİ UYGULAMALARI 1-     Genellik Koşulu İş şartı haline gelmiş bir işyeri uygulamasının varlığından söz edebilmek için her şeyden önce, bu uygulamanın genel nitelik taşıması zorunludur. İşverence edimin tek taraflı olarak  tüm  işçilere veya işçilerin belirli bir bölümüne sağlanması ve böylece işyerinin bütününde ya da belirli bölümlerinde yeknesak çalışma düzenin kurulması gereklidir. Bu özellik işyeri uygulamasına genel iş koşulları arasında yer verilmesini haklı gösterir. 2-     Devamlılık Koşulu    Sonra, bağlayıcı bir işyeri uygulamasından söz edebilmek için, bunun devamlı olması, belirli bir süre tekrarlanması gerekir. Davranışın, işyerinde fiilen tekrarlanarak, belirginleşmiş olmasını sağlayacak sürenin ne kadar olması gerektiği konusunda kesin bir ölçü verilemez. Ancak bunun, olayın özelliğine  göre uygulamanın işyerinde mutat bir davranış hale geldiğini, gelecekte de yapılacağını işçinin dürüstlük kuralına göre çıkarmalarına yetecek bir süre olması gerekir. Bu açıdan davranışın tekrarlanması süresi; olayına göre, daha uzun veya kısa olabilir.  Bununla birlikte, tek bir davranış işyeri uygulaması yaratmaz. İşverenin uygulamayı yaparken bunun gelecekte bağlayıcı olmasını düşünmüş...